Çikolata denildiğinde bile insan bir mutlu oluyor sanki, çikolatanın mutlulukla kesinlikle bir ilgisi var zaten orasını tartışmıyoruz bile ! :) Bir lokma çikolata nelere kadirdir.. Kahvenin yanında olmazsa olmaz, tatlı krizlerinde, özel günlerimizde ilaç gibi gelen mucize bir şey. Eh tabi bir de sevdiklerimizle paylaştığımızda bayramlarda, özel günlerde yüzlerin ekstra gülmesine sebep olduğu gerçeği de var. Yıllardır geleneğimiz olan kız istemelerine çikolatasız gidilmez. 'Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım' diye bir atasözümüz var yahu, e tatlı denince de en başta çikolata geliyor. Çocukların en sevdiği şey, bizleri yıldırdıkları zamanlarda kurtarıcımız yine çikolata! Bir çikolataya hangi çocuk kanmaz :) 

Hayatımızdaki yeri bu kadar büyükken, bu tatlı buluşun hikayesini de anlatmadan geçmek olmaz.. Ki daha ayrıntılı bilgiler edinmek isteyenlere kitapları da bulunuyor; ‘ÇUKULATA: Çikolatanın Yerli Tarihi' Osmanlı'dan günümüze çikolatanın tarihini anlatıyor, bir de Çikolata adında Nicoletta Nagri ve Denis Buosi'nin yazdığı içerisinde çikolatanın tarihinin tariflerinin bulunduğu bir kitap var. İlgilenenler için belirtmeden geçmeyelim sonra da gelelim tarihe..


Çikolatanın Tarihi Öyküsü

Kakao çekirdeğinin hayatımıza giriş hikayesi Mayalar zamanına dayanır ve ilginçtir de. Mayalar kakao çekirdeğini bulduklarında ona ilahi bir anlam yüklemiş ve Tanrı'nın onlara bir armağanı olduğunu düşünmüşler. Bugün kakaonun adı Latince'de "Theobroma Cacao" yani "Tanrıların Yiyeceği"dir. Çikolata'nın hayatımıza girişi incelendiğinde milattan önce 1500'lere kadar gittiği tahmin ediliyor. Tam emin olunmamakla birlikte eski Amerika uygarlıklarından Olmeklerin kakao ağacı yetiştirdikleri ve daha sonra Mayaların kakao çekirdeklerini işlemeyi öğrenip çikolatalı bir içecek yaptıkları söylenmektedir. Ancak yaptıkları bu içecek lezzet olarak günümüzdeki çikolatadan farklı, çeşitli baharatlar ile birleştirilerek yapılıyormuş. Bu içeceği yanlızca kraliyet ailesinin ve üst tabakanın içebildiğini anlatan ve çizimlerle gösteren kaynaklar mevcut.  Çikolata sözcüğü de Aztek dilinde kakao çekirdeklerinin havanda gürültülü bir şekilde dövülmesinden dolayı "gürültü" anlamına gelen "choco" ve "su" anlamındaki "atle" sözcüklerinden türemiştir.

Avrupa'nın çikolatayı tanıması ise Kolomb'un keşif çalışmaları sırasında gerçekleşmiş. Kolomb ve Hernando Cortes'in 16. Yüzyılda Orta Amaerika'ya gittikleri sırada Aztek kralı'nın onlara ‘Xocoatl' adlı bu baharatlı çikolata karışımlı içkiyi ikram etmesi ile kaşifler bu içeceğin yapımını Aztek'lerden öğrenmiş. Daha sonra İspanya'da bu içeceği tatlı şekilde yapıp tğketmeye başlamışlar. İngiltere' de ise eritildiğinde içilecek şekilde katı halde satılmaya başlanmış ve 17. Yüzyılda artık tüm Avrupa'ya yayılmıştır. Tarihçilerin araştırmalarına göre 1700 yılında Londra'da 2000 çikolata imalathanesi bulunuyormuş.


Türkiye'deki İlk Çikolata Fabrikası

1828'lere gelindiğinde artık kakao presi icadı ve kakao yağı'nın özünden ayrıştırılması bugünkü çikolataya yaklaşmamızı sağlamış. 19. Yüzyılın ortalarına kadar sıvı olarak tüketilen çikolata, artık yiyecek kategorisinde de bulunmaya başlamış. Katı haldeki çikolata üretimini ilk kimin yaptığı tarihçiler tarafından tam sonuca bağlanmasa da 1847'de Joseph Fry isimli bir İngiliz'in ürettiğine dair bilgiler bulunmakta.

Ülkemizde ise ilk yerel üretim yapan çikolata fabrikası 1927'de Feriköy'de kurulmuş. İsviçreli Daniel Peter çikolata özüne yoğunlaştırılmış süt ekleyerek bize çikolatayı hediye eden kişi olmuş :) Daha sonra sütlü çikolata İngiltere'de din adamlarının tükettiği bir içecek olarak ünlenmiş. Hatta Papa XIV. Clement'in ölümüne neden olan zehrin sütlü çikolatasının içine atıldığına dair rivayetler de mevcut.